Daha Mutlu Bir Hayat İçin Hayatınızdan Çıkarmanız Gereken 5 Madde

Mutlu olmak için ne yapmalıyım, neden mutlu değilim, aksilikler neden hep beni buluyor, mutsuzluğumun kaynağı ne olabilir gibi soruların cevabını bu yazıda sizlere sunmaya çalıştık.

Daha Mutlu Bir Hayat İçin Hayatınızdan Çıkarmanız Gereken 5 Madde
Daha Bir Mutlu Hayat

Bu yazı sürekli seyahat eden bir girişimcinin hayat çıkarımlarına dayanılarak yazılmıştır. Tecrübe ettiğim bazı maddeler benim de hayatımda daha mutlu olmamı sağladığı için dikkatimi çekti ve sizlerle paylaşmak istedim. Mutluluğu hayatımıza bir şeyler ekleyerek değil ama ondan bazı şeyler çıkartarak getirebiliriz. Mutlu olmanın formülü çok karışık değil. Çok basit şeyleri yaparak hayatınıza değer kattığınızı ve yaşamın keyfini çıkartabildiğiniz görebilirsiniz.



Nasıl Daha Mutlu Olurum?

Ben çocukken oldukça sefil bir hayat sürdüm. Hayattan nefret ettim ve bazı şeyleri geliştirebileceğimi hiç düşünmedim. Travmatik bir çocukluk geçirdim. Diğer çocuklar benim bu öfkeli ve sinirli halimle dalga geçtiler. Bütün hayatım boyunca bu negatif tutumu sürdüremezdim. Sonraki on yıl boyunca kendimi kitaplara, binlerce yayımlanmış sayfaya ve çeşitli mululuk stratejilerine adadım. En sonunda geldiğim bu noktada çok daha mutlu bir hayatımın olduğunu söyleyebilirim. Öğrendiğim en büyük şey mutlu olmak için bir şeyler ekleyip durmak yerine çıkarmak olduğu.

Hayatı kolaylaştıran ipuçları, nefes egzersizleri veya telkinlerin her şeyi bir anda değiştirebileceğini düşünmek çok kolay olurdu. Ama hayat, özellikle kendinizi mutsuz etmek için çabalamadığınızda çok daha güzelleşecektir.

“Konu her gün çoğalmak değil ama azalmaktır. Önemsiz şeylerden kurtulun.” ~ Bruce Lee

Daha mutlu bir hayat için size önerilen 5 madde şu şekildedir.





1. Olumsuz Bilgileri Hayatınızdan Çıkartın

Birçok insan, sosyal çevresinden veya yaşadıklarından, gördüklerinden dolayı olumsuzluğa, strese ve kızgın duygulara alışkın. Olumsuz bilgilerden kurtulmanın birçok yolları var.

  • Haber İzlemeyi ve Okumayı Hayatınızdan Çıkartın

Geniş kitlelere hitap eden olağanüstü durumlar dışında haberlerden kaçının. Yapılan anketlerden çıkan sonuçlar esas alındığında, Amerikan Psikoloji Derneği’ne göre Amerikalıların yarısından çoğu haberlerin kendilerinde stress yarattığını, anksiyete geçirdiklerini, daha az uyuduklarını belirtmişlerdir. 10 yetişkinden biri her saat başı haberleri kontrol ediyor, %20’si sosyal medyadan bu haberleri sürekli takip ediyordu. Bu da beğenseler de beğenmeseler de neredeyse bütün haberlere maruz kalmalarına yol açıyordu.

Olumsuz haber üstüne haber izlendiğinde bu durumun size daha endişeli, huzursuz ve korkulu bir hale getirmesi kaçınılmaz. Haberlerin zaman zaman yararlı olduğu durumlar dışında aslında bütün gördüğünüz şey gerçekte olandan daha fazla şiddet, karmaşa ve çatışma. Bunlar bakış açısına göre değişkenlik gösteriyor. Mesela ben Güney Kore’de yaşadığım zamanlarda ülke, Kuzey Kore ile çatışma halindeydi. Ailem sürekli her şeyin yolunda olup olmadığını soruyordu. Burada insanlar sanki hiç bir şey olmuyormuş gibi yaşamlarına devam ediyorlardı. Ama Amerika’da nedense herkes panik halindeydi.

 

Şunu hatırlayın: Bütün haberler gerçekte size etkilemiyor. Hırsızlık, uyuşturucu baskını, cinayetler… Her gün sınırlı miktarda mental enerjinizin olduğunu düşünürsek, tüm bunları kaldırabilmenizin imkânı yok. Bu enerjiyi, üzerinde hiç bir kontrolünüzün olmadığı olaylar için harcamak neden? Haber izlememek cahillik veya olayları görmezden gelmek demek değil. Bazı olayların, akıl sağlığınızı etkileyecek kadar sizin açınızda bir öneminin olmaması.

 

  • Sosyal Medya Kullanımını Azaltın veya Tamamen Hayatınızdan Çıkartın

Sosyal medya doğrudan hayatınızın depresif ve mutsuz olmasıyla ilişkili. Kanadalı ve Avustralyalı araştırmacıların çalışmasına göre sosyal medya ve televizyon kullanımının artması zamanla sizde özsaygı yitimine yol açabilir. Sürekli harika fotoğraflara maruz kalmak kendi benliğinizin yetersiz olduğu hissini uyandırır. Sosyal medyada insanlar sürekli en iyi hâllerini paylaşırlar. Dr. Meg Jay’in “The Defining Decade”, “On Yılı Tanımlamak” adlı kitabında Facebook’ta insanların birbirlerine ayak uydurmaya ve uyum sağlamaya çalıştıklarını ve bu durumun sadece arkadaş çevresiyle değil de tüm dünya ile birlikte yapmaya çalıştıklarını açıklar. Facebook, arkadaşları bulmaktan ziyade arkadaşlara bakmaya dönüşür. Kullanıcılar, kendi sayfalarına bir şey eklemekten çok başkalarının ne eklediklerine bakar hale gelirler. Sitenin en çok ziyaret edenleri arasında daha çok durum güncellemeleri yapan ve fotoğraflar paylaşan kadınlar bulunuyor. Arkadaşlarla iletişimden ziyade onları kontrol etmek daha revaçta.

Ben sosyal medyayı sınırlandırdığımda büyük bir rahatlama yaşadım. Üstelik kendime ve sevdiğim şeyleri yapmaya daha fazla vaktim olmuştu. Ortalama bir insan günlük neredeyse iki buçuk saatini sosyal medyayı kontrol etmeye harcıyor. Üstelik ekrana bakma ve mutsuzluk oranlarının doğru orantılı (yani birinin süresi arttıkça diğerinin de artması gibi. Ne kadar uzun sure ekrana bakarsanız o kadar mutsuz olursunuz) olduğu düşünülürse bu durum sizi depresyona kadar götürebiliyor. Üstelik insanlar seyahat etmeye, okumaya, egzersiz yapmaya, yeni bir dil öğrenmeye, sevdikleriyle zaman geçirmeye vakit bulamadıklarından şikayet ediyorlar.

Burada mantığa ters gelen bir durum söz konusu. Sadece iki haftalığına sosyal medya ile bağınızı kopartın ve olacakları gözlemleyin. Her gün fazladan iki saatiniz olunca bunu nasıl değerlendirirdiniz?

2. Hayatınızın En Alttaki %20’yi Hayatınızdan Çıkartın

80/20 kuralı hakkında araştırma yapmanızı tavsiye ederim. Kısaca bu kurala göre %20 oranında yaptıklarınızın %80 gibi etkileri oluyor. Birkaç ayda bir 80/20 analizi yaparak kendime iki soru soruyorum:

Hayatımdaki mutsuzluğumun %80’ine neden olan %20’ler nelerdir?

Hayatımdaki mutluluğun %80’ine neden olan %20’ler nelerdir?

Belli bazı aktiviteler, sorumluluklar ve hatta kişiler beni mutsuz ediyorsa, onlardan kaçınmak için elimden geleni yaparım. Aynı şekilde benim mutluluğumu artırıyorlarsa onları çoğaltmak için uğraşırım. Çoğunlukla hoşuma gitmeyen iki veya üç şeyi hayatımdan çıkarmak bile hayatımı gözle görünür bir şekilde (bazen anında) olumlu yönde etkiliyor. Elbette kontrol edilemeyen durumları sakince ve olduğu gibi kabul etmenin de yardımı oluyor ama mazoşist olmanın bir yararı yok. Bu olumsuz durum veya kişilerden kaçınabiliyorsanız, neden yapamayasınız ki? Burada söz konusu olan sizin hayatınız.

3. Olumsuz İnsanları Hayatınızdan Çıkartın

Hiçbir özlü söz, şu söz kadar hayatıma etki etmemiştir:

“Birlikte zaman geçirdiğin beş kişinin ortalaması olursun.” ~Jim Rohn

Eğer etrafın olumsuz, mutsuz ve isteksiz insanlarla çevriliyse bu kişiler seni, ne kadar çabalarsan çabala, sürekli aşağıya çekerler. Çevrenizi değiştiremezsiniz. Eğer değişklik istiyorsanız bulunduğunuz çevreyi değiştirmeniz gerekiyor.

Sosyal çevrenin gücünü küçümsemeyin. Harvard’ın 75 yıllık bir çalışması ilişkilerin mutluluk ve sağlığınızda çok güçlü etkileri olduğunu ortaya koyuyor.

“Bu 75 yıllık çalışmadan elde ettiğimiz en açık mesaj şudur: İyi ilişkiler bizi mutlu ve sağlıklı kılar. Nokta.” ~ Robert Waldinger, Harvard Araştırmaları Yetişkin Gelişimi Yöneticisi

Bu yüzden ben hayatımdan olumsuz insanları çıkardım. Şunu açıklığa kavuşturmak isterim: Mutsuzluğumun sebebi olarak başkalarını suçlamıyorum. Hayatımdaki yerimi bir ayna gibi bana yansıttıkları için, belli sebeplerle arkadaşım olmuşlardı. Ama gelişmek istiyorsam arkadaşlarımı değiştirmem gerektiğinin farkındaydım.

Burada 80/20 kuralını uygulamaya çalışın. Ailenizin veya arkadaşlarınızın hangi %20’si sizde mutsuzluğa, özsaygınızı kaybetmenize, kızgınlığınıza neden olmaktadır? Olumsuzluğun kökenini bulun, açık açık ve saygı kuralları çerçevesinde konuşun ve kendinizi korumak için sınırlar yaratın.

“Dünyayı size nasıl davranmanız konusunda eğitirsiniz.” ~ Dr. Ben Hardy

Sonunda, arkadaşlıklarımın ve ilişkilerimin nasıl olacağını ben seçiyorum. Neye, nasıl tahammül edeceğimi ben belirliyorum. Zehirli ilişkileri kesip atmak neredeyse anında beni anında mutlu ediyor.



4. Devamlı Kendini Kanıtlama İsteğinizi Hayatınızdan Çıkartın

Büyük ve iddialı hedeflerinizin olmasında bir sakınca yok. Ama birçok insanın, başkalarına ve en önemlisi kendilerine karşı bir şeyler kanıtlamak için çok iddialı hedefler koyduklarına şahit oluyorum. İnsanların onlar hakkında ne düşündüklerini çok fazla önemsiyorlar. Kendi varlıklarına belli bir değer yüklemeye, belli bir seviyede olduklarını göstermeye çalışıyorlar.

Bende bu konuda kendimi suçlu hissediyorum. Ama bu durum beni mutlu olmaktan daha da uzaklaştırıyor. “Mükemmel” olma ihtiyacı insanı depresyona, endişeye ve tükenişe sürüklüyor. Hiç bir zaman ulaşamayacağım kendi hayali “mükemmellik” standardımın peşine düşmüştüm. Hiç bir zaman dedim çünkü mükemmelik tanımım sürekli değişecekti. Sabit olan tek şey ben bir insandım. Hiç bir başarı veya seviye beni bir insan olarak daha değerli yapmayacaktı. Elbette her zaman iletişim yeteneğimi geliştirebilir, diğerlerine karşı daha toleranslı olabilir, daha az önyargılı olabilirim ama kişisel gelişimin beni daha iyi bir insan yapacağına inanmıyorum.

Her şeye rağmen, bu yeteneklerimi geliştirmeden önce ben berbat bir insan mıydım? Veya şimdi kendini geliştrmeyen insanlara göre daha iyi bir konumda mıyım? Asla. Bugünlerde “daha iyi” bir insan olmak için kişisel gelişim olaylarını takip etmiyorum. Sadece bazı belli yeteneklerimi geliştiriyorum ve daha iyi sonuçlar elde ediyorum.

  • Eğer bir kişiyle başarılarımı paylaşmasaydım, yine de onları yapmaya çalışır mıydım?
  • Eğer kişisel gelişim yolculuğum beni “daha iyi” bir insan yapmıyorsa, onları yapmaya devam eder miydim?

Hayalî bir mükemmellik standardını kovalama çabalarımı bir kenara atarak yapmam gerekenleri keyif ve sevgiyle yapmaya başladım. Bu da beni mutluluğa götüren bir adım oldu.



5. Bağlılıklarınızı Hayatınızdan Çıkartın

Bazı insanlar hayatlarında bazı şeyler olmadığında mutsuz olduklarına inanıyorlar. Zenginlik, sağlık, ilişki, varlık, vs. gibi… Bu psikoloji için geçerli değil.

Bir şeyler başarıp mutlu olduğunuzda bu duruma hemen uyum sağlıyorsunuz. Sonra mutluluk kayboluyor. Başka bir şey elde etmeye çalıştığınızda da bu kısır döngü devam ediyor. Bunun bir ismi var: “Hedonic Treadmill”, “Hedonik Koşu Bandı”. Kendini sürekli tekrarlayan bir mutsuzluk döngüsüne kaptırıyorsunuz.

Kısaca onlarsız mutlu olamıyorsunuz ama onlarla da mutlu değilsiniz. Bu hayatınızda hiç bir şey elde etmeye çalışmayın anlamına gelmiyor. Sadece mutluluğunuz konusunda bunlara bel bağlamadan hedeflerinize ulaşmaya çalışın. Bu size daha fazla özgürlük, rahatlık ve huzur getirir. Ve elinizdekini kaybettiğinizde bundan dolayı mutsuz olmazsınız çünkü zaten en başta mutluluğunuzun kaynağı bunlar değildir.

Hayatın kendisi için de geçerli. Ölüm korkusu ve ölümlü olmak hayata ölümcül bir şekilde bağlanmaya neden olabilir. Bir kere bu bağlılığı hayatınızdan çıkarttığınızda mutluluk kendine yer bulur. Bazıları ölümün veya ölümlülük hâlinin mutsuzluğa ve “nihilizme” yol açtığını düşünebilir ama aslında bu durum hayatlarında sahip oldukları neşeyi, zevki ve fırsatları daha çok takdir edip, onlara minnet etmelerine neden de olabilir. Şöyle düşünün;

  • Eninde sonunda yok olacağınızı bilirseniz arkadaşlarınız ve ailenizle geçirdiğiniz zamanın kıymetini ne kadar daha çok bilebilirsiniz?
  • Eğer bir zaman gelip artık yapamayacağınız bir noktada olacağınızın farkına vardığınızda, yapmaktan zevk aldığınız şeyleri daha ne kadar fazla yapabilirsiniz?

Hayatta acı, kızgınlık, sinir ve hüzün olsa bile, bu hayatın tadını daha ne kadar zaman çıkarabileceğinizi fark etmek daha çok keyif almanızı kolaylaştırabilir. Çünkü mutluluk her zaman oradadır, hemen önünüzde. Sadece bakmanız gerekiyor.



ÖZET

  1. Olumsuz bilgi çok fazla strese ve depresyona yol açabilir. Haberleri ve sosyal medya kullanımını sınırlandırarak bunun önünü kesin.
  2. 80/20 kuralını uygulayarak hangi %20’nin hayatınızdaki mutsuzluğa sebep olduğunu bulmaya çalışın ve onları hayatınızdan çıkartın.
  3. İlşkiler sağlığınızı ve refahınızı etkileyen en önemli faktör. Burada da 80/20 kuralını uygulayarak hangi %20 sizin mutlu olmanızı engellediğini bulun ve ilişkilerinize sınırlar koyun.
  4. Mükemmel olmaya ve kendinizin “değerli” olduğunu kanıtlamaya son verin. Kendiniz için daha fazla şey yapın ve bunu kendize söyleyin.
  5. Mutluluğunuzu başarılarınıza, hedeflerinize, sahip olduklarınıza vs. bağlamaya son vererek kendini bu kısır döngüden kurtarın.