HAYAT PERİLERİ

Hayatımızda kaçırdıklarımızı ele aldım

HAYAT PERİLERİ
HAYAT PERİLERİ

13 yaşıma geri dönebilseydim

  Bir zaman makinem olsaydı kendimde 13 yaşıma dönerdim. Kendimi karşıma alıp şunları anlatırdım:

  Kendin ol! Bırak seninle arkadaş olmak isteyen bu halinle arkadaş olsun. Senin onların arkadaşlığına ihtiyacın yok. Zaten seni bir günde silecekler. Çünkü seni gerçek arkadaşları olarak görmüyorlar. Gerçek arkadaşlarının peşinden git.

  Kendini kimseyle karşılaştırma. Sen en iyisisin, en güzelisin. Her şey çok güzel olacak. Güven bana.

  Sivilcelerin var diye ağlamayı bırak. Her şey çok güzel olacak. Bir süre sonra aynaya bakıp sivilcelerine isim vermeye başlayacaksın.

  Neyi yaparken mutlusun, bunu bul. Ve asla bunun peşini bırakma. Koş, önüne bariyerler serecekler; o bariyerlerin yanından geç. Sakın bırakma, mutlusun resim çizerken. Ben hep senin yanındayım!

  Bir şeyi yapamıyorsan da ağlama. Bırak yapabilenler yapsın. Yapabiliyorsan da kimseye bir şey deme, insanlar kıskanç.

  Sevdiğin insanları bul ve onların değerini bil. Sevdiğin insanlarla yan yana olmak çok önemli bir şans. Birçok insan bunu yaşayamıyor.

  Okumayı çok sev. Her konu hakkında azar azar bilgi sahibi ol.

  Sen başka kimse suçlu değil. Hayatında olup bitenden sen sorumlusun; o, bu, şu değil. Sadece sen! Senin en büyük suçun o insanların hayatına müdahale etmelerine izin verdin.

  Her gün şükretmeyi alışkanlık haline getir. Hep dua et.

  Çok pis yere çakılacaksın, sakın o zaman ağlama. Yerden kalk, silkelen ve hayatına devam et. Geriye asla bakma, daha güzel yollardan geçeksin; çiçekli yollardan.

  Sevdiğin insanlara seni seviyorum demeyi ihmal etme. Hayat çok kısa.



Sinirli olduğun zaman aynaya bak    

  Çirkin görünmeyi ister misin? Dışardan biri sana baktığı zaman ne kadar çirkin görünüyor demesini ister misin? Ben istemem şahsen. Sinirliyken de çok çirkin oluruz. Git aynaya bak. Hem de sinirlenmek insan cildini erken yaşlandırıyormuş. Ben demiyorum, bilim insanları diyor.

  Biri seni sinirlendirdiğinde nasıl sakinleşiyorsun? Ben kendimi suyun altına atıyorum. Başka bir yöntemimde söylediği şeyle dalga geçmek. Dalga geçmek çok etkili oluyor. Kendinle dalga geçmeyi bil ki biri seninle dalga geçtiği zaman, seni çok fazla üzmesin.



İç sesine kulak vermeyi dene

  Bize en yakın kişi aslında yine kendimiziz. Kendimizi en iyi yine biz tanırız. Bunun böyle olduğunu çok iyi biliriz ama kendimizi dinlemeyiz. Hatta bazen iç sesimizi susturmaya çalışırız. Ama o hiç susmaz, susmayacak da. Alışsan iyi olur. Biz onu dinlemedikçe o konuşmaya, daha yüksek sesle konuşmaya devam edecek. En iyi arkadaşına ses ver. Dış sesler birazcık boş yapar ama onları tam dikkat dinleriz. Onları sustur, iç sesine daha çok kulak ver. Dışardaki insanlarda hadlerini bilip susmayı öğrenecekler günün birinde. Hem benim hayatımdan sizene. Rahat bırakın beni demeyi. Ben bu şekil çok mutluyum. Günün birinde ağlarsam da tekrar gülmeyi öğrenirim.

  Ben mesleğimi seçerken çok fazla insan, ‘hata yapıyorsun bu bölümü seçerken, para yok bu bölümde’ dedi. Ama ben dinlemedim. Mutlu olmazsam bırakırım; benim hayatım, benim kararlarım dedim. Şimdi çok mutluyum. Bir tek kendinizi dinleyin!



Anlatın, anlatmaktan korkmayın

  Daha küçücük çocukken ailenizden, her şey herkese anlatılmaz dendiğini duymuşsunuzdur. Hele ki aile içi mevzular başkalarına anlatılmaz. Neden, çünkü ayıp. Kız çocuklarına daha küçücük bir kızken, regli olduğunu herkese söyleme, çok ayıp dendi. Biz kızlarda yıllarca bunun ayıp bir şey olduğunu düşündük. Oysaki yaşam döngüsünün devamı için olması gereken bir olay. Bunun neresi ayıp diye yıllarca düşündüm. Bir cevap bulamadım, bence ayıp değildi. Hala da ayıp değil doğrusu.

  Bir de bazı aile toplumlarında kız çocuklarına sevgilisi olduğu zaman söylemenin ayıp olduğu, yanlış anlaşılabileceğinin olduğu söylenir. Böyle olunca da kızlar yanlış hatalar, yanlış evlilikler yaparken bulur kendini. Daha kendisi çocukken eline bir çocuk verilir. Sonra kız suçlanır. Asıl suç kimde peki? Ailede mi, toplumda mı, kızda mı? Bence önce toplumda sonra ailede. Çocuk büyütmek çok büyük bir sorumluluk, bu sorumluluğu alamıyorsanız lütfen dünyaya çocuk getirmeyin.

  Bazen bazı olayları kendi içimizde çözemeyiz. Birilerine anlatma ihtiyacı duyarız. Ama içimizdeki o ses çıkar ortaya: ‘anlatma, kendi içinde çözebilirsin.’ Demek ki kendi içimde çözemedim ki birine anlatma ihtiyacı duyuyorum. Sonra içinde koskocaman bir dağ haline gelmiş. Daha büyük bir sıkıntı olmuş çıkmış. Sonra bir gün patlarsın bir arkadaşına her şeyi anlatırsın. Arkadaşın der ki aynı şeyleri ben de yaşadım. Tek değilsin rahatla lütfen der. O dağ erir, içinde güzel bir süs havuzuna döner.

  Anlatmaktan korkmayın! Her şey anlatılabilir. Güvenin bana hiçbir şey olmayacak.



Bedava ama yüzünüzü güldürecek şeyler

  Ekonominin kötü olduğu şu dönemlerde bedava olup da bizi eğlendirecek bir yandan da yüzümüzü güldürecek şeyler arıyoruz

  Seni seven, üzerinde çok emeği olan, sana güzel güzel ilhamlar veren bir kişiye teşekkür mesajı at. Sana geri dönüş yaptığında ne kadar mutlu olacaksın gör.

  Mutfağa git, dolabı aç, üç beş malzeme seç ve onlardan yemek yap. Git karşı komşuna tattır. Güzel olduysa mutlu ol, kötü olduysa yüz ifadesine bakıp gül.

  Kâğıttan değiş değişik süsler yap, saça da olabilir, bunu pencerene as. Ve altına da bugün benim şununcu günüm iyi ki doğdum yaz.

  Aklına geldikçe yüzünü güldüren 10 farklı anı belirle. Bunları da en yakın arkadaşına anlat. Birlikte gülün.

  Gece banyodaki aynaya, ‘günaydın, bugün ne kadar güzel gözüküyorsun’ yaz. İlk kalkıp banyoya giden kişi mutlu olsun, güne güzel başlasın.

  Anı kutusu oluştur. Baktıkça o günlere gidersin, mutlu olursun. Mutlu olduğun o güne ait bir fotoğraf, küçük bir süs eşyası, çiçek… Kısacası seni mutlu eden her şeyden küçük bir parça.

  Evdekilerle yeni bir oyun bulup onu oynayın. Oyunu siz üretin ama, birazcık beyin fırtınası oldu bitti.

  Uzun zamandır konuşmadığın bir arkadaşını ara. Geçmiş yılları anın. Azıcık da kavga edin, ama çok değil kısa sürsün. Sonra barışın.

  Sokaktan geçen herhangi bir çocuğu mutlu et. Mesela onunla oyun oyna.



Yüzümüzden gülücükler eksik olmasın

  Gülmek, kahkaha atmak şu kirlenmiş dünyadaki en güzel şey. Birinin gülmesiyle biz de güleriz, tebessüm ederiz. Bazen öyle bir gülme krizine gireriz ki kendimize şunu sorarız: ben niye bu kadar güldüm? Sorgulamayın gülmeye devam edin.

  Bir arkadaşınızın gerçekten arkadaşınız mı olduğunu, birlikte kahkaha atabiliyorsanız gerçek arkadaşsınız demektir. Bir konu hakkında dakikalarca gülün. Hem baya da iyi kalori yakar, hem de güzel bir terapi.

  Gülmeyi severken ağlamayı unutmayın. Kahkahalarla gülün, sonra hıçkıra hıçkıra ağlayın, o an aynaya bakıp gülmeye başlayın. Çünkü gülmek ve ağlamak bir bütün.

  Bir anne ya da baba olduğunuzu düşünün. Çocuğunuzun ilk gülüşü sizi ne kadar da mutlu eder di mi? En güzel, en rahatlatan melodi bir bebeğin kahkahasıdır. En sinirli insanı bile bir anda pamuk edebilir.

  Gülün anacım, gülmek çok güzel.

Dosyalar