Sosyal Mecralardaki Gizli Soygun!

en büyük hırsızlığın farkına varmanız için bir yazı derledik.

Sosyal Mecralardaki Gizli Soygun!
Sosyal Mecralardaki Gizli Soygun!

Bir çoğumuz sosyal medyayı keyifli vakit geçirmek için sevdiklerimiz ile etkileşimde kalmak için kullanıyoruz fakat gerçek öyle değil. Sizi düşünmeye davet ediyorum. Günün temel ihtiyaçlardan kalan zamanının büyük çoğunluğunda sorumluluklarımızı yerine getiriyoruz. Kafamız iş ile meşgul oluyor ve düşünmeye pek fırsat kalmıyor. Sorumluluklardan arta kalan zamanda ise çeşitli hobiler ve sosyal medya ile meşgul oluyoruz. Peki aramızda hobi olarak uzunca sadece düşünme eylemini gerçekleştiren var mı? Herhangi bir dert üzerine değil felsefi sıkıntılar, sorular ve düşüncelerden bahsediyorum. Cevabınız hayır ise moralinizi epey bozacak bir gerçeği sizinle paylaşacağım. Tabi hayatınızın mahiyetinin farkında değil yada cahil kalmaktan hoşnut olan biri iseniz bu gerek sizi hiç üzmez. Paylaşmak  istediğim gerçeğe tekrar dönecek olursak günlük sorumluluklar düşünmeye fırsat kalmıyor hobi olarak saatlerce düşünmüyoruz öyleyse bizi biz yapan bizi insan yapan en önemli özelliği düşünme eylemini ne zaman gerçekleştiriyoruz. Sosyal medya bizden düşünme zamanımızı bile çalıyor. Nasıl mı? İki üç dakikalık bir boşlukta bile genellikle telefonda olup bitene bakmaya çalışıyoruz ordan oraya atlıyoruz. Sayfayı bir aşağa bir yukarı kaydırıyoruz. Bunun ötesinde bu minicik zamanlara bile göz koyan platformlar oluşturuldu. Nerde bizim zamanımız biz kendi elimizle teslim ediyoruz aslında hırsızlık olmaz. “Belki yoo bir gönderi görüyorum açıklamasını okuyorum ve düşünüyorum. Ben Twitter’ da gündemi takip edip düşünüyorum bir yargıya varıyorum” diyorsunuzdur. Şimdi ben de size gülüyorum. Yeterince kalıplar içine oturtulduk zaten şimdide düşüncelerimizi hatta bir baskı altında olmadan düşüncelerimizi mi bir kalıba sokalım. Gündemin esiri olma. Popüler kültürün esiri olma hatta sen hiçbir şeyin esiri olma. Düşünmeye davet ediyorum sizi. Kalıplardan uzak. Özgürce düşünmeye. Bir soru sorun kendinize. Siz şimdi soru da soramazsınız düşünecek şey de bulamazsınız. Önünüze her şey hazır sunuldu. Şimdide ben sunuyorum. Ama bu özgürleşmeniz için çıkacağınız merdivenin bir basamağı. Dilerseniz kabul etmeyin fakat ben yine de sunayım sorumu.

 

 

Siz kimsiniz?

 

 

Bu soruya Sofie’nin Dünyası adlı romandaki gibi cevap vermeyin yani isminizle zira yine romanımıza gönderme ile ekleyeyim eğer isminiz ……. Değil de …,,,….. olsaydı siz siz olmaz mıydınız.